23 Aralık 2011 Cuma

Yaradan' ın Yolları Üstüne




Yalnızlığa çekilmek ister misin kardeşim? Kendine giden yolu aramak ister misin? Biraz daha dur ve beni dinle.

“Arayan, kolaylıkla kaybolur. Her türlü yalnızlaşma suçtur” – böyle konuşur sürü.
Sürünün sesi senin içinde de çınlayacak hâlâ. Ve, “Artık sizinle aynı vicdanı paylaşmıyorum,” desen bile, bir yakınma ve bir sancı olacak bu.

Bak, tam da bu vicdan bir sancı doğurdu; ve bu vicdanın son pırıltısı hâlâ ışıldıyor senin kederinde. Ama sen kederinin yolundan, yani kendine giden yoldan mı gitmek istiyorsun? Göster bakalım bana, bunun için hakkın ve kudretin olduğunu!

Sen yeni bir kudret ve yeni bir hak mısın? Bir ilk hareket misin? Kendi kendine dönen bir çark mısın? Yıldızları da zorlayabilir misin, senin etrafında dönsünler diye?

Ah, o kadar şehvet duyulur ki yükseklere! Öyle sancıları vardır ki hırslıların! Şehvetlilerden ve hırslılardan olmadığını göster bana!

Ah, o kadar çok büyük düşünce vardır ki, bir körük olmaktan başka işe yaramazlar; körükler ve daha fazla boşaltırlar.

Özgür mü diyorsun kendine? Sana hükmeden düşünceni duymak isterim, bir boyunduruktan kaçıp kurtulduğunu değil.

Bir boyunduruktan kaçıp kurtulmaya layık mısın sen? Uşaklığını fırlatıp atarken, son değerini de fırlatıp atanlar vardır.

Ne’den özgürsün? Zerdüşt’ü ne ilgilendirir bu? Ama açıkça okuyabilmeliyim gözlerinden; ne için özgürsün?

Kendi iyini ve kötünü, sen verebilir misin kendine? Ve kendi istemini bir yasa gibi asabilir misin üstüne? Kendi yasanın yargıcı ve infazcısı olabilir misin?

Kendi yasasının yargıcısı ve infazcısıyla baş başa kalmak korkunçtur. Bu yüzden bir yıldız fırlatılır yalnızlığın ıssız boşluğuna ve buzlu soluğuna.

Bugün hâlâ eziyet çekiyorsun çoğunluktan, sen tek olan; cesaretini ve umudunu yitirmedin henüz bugün. Oysa günün birinde yalnızlık yoracak seni, günün birinde gururun iki büklüm olacak ve cesaretin kırılacak. “Yalnızım!” diye haykıracaksın günün birinde.

Günün birinde sende yüksek olanı artık göremeyeceksin ve sende alçak olana çok yakın olacaksın; kendi ululuğun bile hayalet gibi korkutacak seni. “Her şey sahte!” diye bağıracaksın günün birinde.

Yalnız kişiyi öldürmek isteyen duygular vardır; öldürmeyi başaramazlarsa eğer, onların ölmesi gerekir! Peki gücün yetiyor mu buna, katil olmaya?

Hiç duydun mu, kardeşim “aşağılama” sözcüğünü? Ve seni aşağılayanlara karşı adil davranma adaletinin verdiği eziyeti?

Senin hakkındaki düşüncelerini değiştirmeye zorluyorsun birçoğunu; bunun hesabını kötü ödetecekler sana. Onlara yaklaştın, ama yine de önlerinden geçip gittin; asla bağışlamayacaklar bu yaptığını.

Onların üstüne çıkıyorsun; ama ne denli yükseğe çıkarsan, o denli küçük görünüyorsun kıskançlığın gözüne. En çok da uçandan nefret edilir.

“Nasıl olur da bana adil davranırsınız!” demelisin. “Ben sizin adaletsizliğinizi kendime uygun görüyorum!”

Adaletsiz davranır ve çamur atarlar onlar yalnız kişiye; ama bu yüzden daha az aydınlatmamalısın onları kardeşim, bir yıldız olmak istiyorsan eğer!

İyi ve adil olandan koru kendini! Seve seve çarmıha gerer onlar, kendi erdemlerini kendisi bulanları – nefret ederler yalnız olandan.

Kutsal saflıktan da koru kendini! Saf olmayan her şey, kutsallık dışı görünür onlara; ateşle oynamayı da severler – insanların yakıldığı ateşlerle.

Sevgi nöbetlerinden de koru kendini! Yalnız kişi, çabucak uzatır elini karşısına çıkana.

Kimi insanlara elini değil, pençeni uzatmalısın sadece; ve isterim ki, tırnakları olsun senin pençenin de! Ama karşına çıkabilecek en kötü düşman, her zaman sen kendin olacaksın; sen kendin pusuda bekleyeceksin kendini, mağaralarda ve ormanlarda.

Yalnız kişi, kendin gidiyorsun, kendine giden yolda! Ve senden geçiyor yolun ve senin yedi şeytanından!

Kendine karşı bir zındık olacaksın, bir cadı, bir kâhin, bir deli, bir kuşkucu, bir uğursuz ve bir alçak olacaksın.

Kendini yakmak istemelisin kendi ateşinde; nasıl yeniden doğmak isteyebilirsin ki, önce kül olmadan?

Yalnız kişi, yaratanın yolundan gidiyorsun; bir tanrı yaratmak istiyorsun kendine, kendi yedi şeytanından!

Yalnız kişi, sevenin yolundan gidiyorsun; kendini seviyorsun ve bu yüzden aşağılıyorsun kendini, ancak sevenlerin aşağılayabildiği gibi.

Aşağıladığı için yaratmak ister seven kişi! Sevdiğini aşağılamak zorunda olmayan, ne anlar ki aşktan?

Aşkınla git yalnızlığına ve yaratılışınla git, kardeşim; adalet, ancak çok sonra aksayarak gelecektir arkandan.

Benim gözyaşlarımla git yalnızlığına, kardeşim. Severim, kendinin ötesindekini yaratmak isteyeni ve böylece yok olanı.


Friedrich Nietzsche
Böyle Buyurdu Zerdüşt

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder